içinde

Paskalya Adasında Hiçbir Zaman Büyük Bir Çöküş Yaşanmadı

Yeni bir araştırmaya göre, Paskalya Adası olarak da bilinen Rapa Nui adasında hiçbir zaman felaket niteliğinde bir nüfus çöküşü yaşanmadı.

Araştırmacılar yeni bir çalışmada, Paskalya Adası’nda hiçbir zaman felaket niteliğinde bir nüfus çöküşü yaşanmadığını ileri sürüyor.

Bu bulgu, Rapa Nui yerli halkının araziyi aşırı kullanmasının, herhangi bir Avrupalı ​​gelmeden önce hızlı bir artışa ve felaket niteliğinde bir düşüşe neden olduğuna dair onlarca yıldır süren varsayımları altüst edebilir.

Makine öğrenimi adı verilen bir tür yapay zekanın kullanıldığı araştırma, Rapa nui nüfusunun sürdürülebilir olduğunu ve hiçbir zaman 3.900 kişinin üzerine çıkmadığını öne sürüyor. Ancak araştırmaya dahil olmayan uzmanlar, verilerdeki zayıflıklara dikkat çekerek çalışmayı eleştiriyor.

En yakın ana karaya 3.700 kilometreden fazla uzaklıkta bulunan Rapa Nui, insanların yaşadığı dünyanın en uzak yerlerinden biri. Rapa Nui’ye ilk olarak MS 1.000 civarında, muhtemelen Güney Amerika kıtasında yaşayan insanlarla düzenli olarak ticaret yapan Polinezyalı insanlar tarafından yerleşildi.

Moai (insan figürlerinin dev taş heykelleri) ile ünlü olan Rapa Nui, aynı zamanda palmiye ağaçlarının yok edilmesi ve kaynakların aşırı tüketilmesiyle de tanınıyor. Bunlar, Rapa nui kültürünün gerilemesi ve çöküşünde ana faktörler olarak gösteriliyor.

Sadece 164 kilometrekarelik küçük adanın zayıf toprak kalitesine ve sınırlı tatlı su kaynaklarına sahip olduğu doğru olsa da, araştırmacılar Rapa nui’nin hikayesinin zorlu ekolojik koşullarda hayatta kalma hikayesi olduğunu keşfetti.

Rapanui yerlilerinin adanın volkanik toprağını geliştirmek için kullandığı yöntemlerden biri, verimliliği artırmak için ekim alanlarına kaya parçalarının eklendiği “taş malçlama” veya kaya bahçeciliğiydi. Kaya bahçeleri toprakta daha iyi hava akışı sağlayarak sıcaklık dalgalanmalarına aracılık etmeye ve toprakta nitrojen, fosfor ve potasyum gibi besin maddelerinin korunmasına yardımcı oluyordu.

Arkeologlar, Moai heykellerinin yaratılması için taş ocakçılığı da dahil olmak üzere gıda ekimi ve arazi kullanımını daha iyi anlamak adına Rapa Nui’de hem kaya bahçeciliği hem de toprak verimliliğini incelediler.

Bazı uzmanlar adanın 15. yüzyılda en parlak döneminde 16.000 Rapa nui insanını destekleyebileceğini öne sürerken, yeni çalışma nüfus büyüklüğünü yeniden değerlendirdi ve hiçbir zaman 3.900 kişiyi aşmadığını öne sürdü.

Science Advances dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, Rapa Nui’deki kaya bahçelerini tanımlamak için kısa dalga kızılötesi uydu görüntülerini (SWIR) ve makine öğrenimini kullandı. Uydular, Dünya yüzeyinden yansıyan ışığın farklı dalga boylarını kaydeder ve üretilen SWIR verileri, farklı nem ve mineral içeriklerinden dolayı kaya bahçelerini, bitki örtüsünü, doğal kaya oluşumlarını ve toprakları ortaya çıkarabilir.

Adadan alınan uydu görüntülerine bakıldığında araştırmacılar, kaya bahçeciliğinin önceden tahmin edilenden önemli ölçüde daha az yaygın olduğunu keşfettiler. Yeni çalışmaya göre, yeni kaya bahçeciliği verilerini kullanan nüfus büyüklüğüne ilişkin temel tahminler, adanın aynı anda 4.000’den fazla insanı barındıramayacağını öne sürüyor.

Binghamton Üniversitesi’nden arkeolog ve çalışmanın yazarlarından biri olan Carl Lipo, “Rapa nui’ler, işler zorlaştığında başvurabilecekleri başka alternatif olmamasına rağmen yiyecek üreterek, su ve ihtiyaç duydukları diğer kaynakları elde ederek her gün nasıl hayatta kalacaklarını bulmak zorundaydı.” diyor.

“Toplulukların örgütlenme biçimlerinin, birbirleriyle rekabet etmelerinin yanı sıra işbirliği yapma biçimlerinin, insanların sınırlı seçeneklerle sınırlı bir ortamda nasıl hayatta kalabileceklerinin önemli bileşenleri olduğunu düşünüyorum.”

Ancak diğer uzmanlar ikna olmuş değil. UCLA’dan arkeolog ve Paskalya Adası Heykel Projesi direktörü Jo Anne Van Tilburg, “Bu çalışma, Rapa Nui ile ilgili bu konudaki neredeyse tüm diğer arkeolojik literatüre aykırı olan yeni bir bulguyu sunuyor.” diyor.

Van Tilburg, düşük ancak sürdürülebilir bir nüfus fikrinin “abartı” olduğunu öne sürüyor; çünkü çalışma yazarları, modelleri için yalnızca tek bir tür kanıt (kaya bahçeciliği) kullandılar ve ada genelinde toprak verimliliğindeki nüansları aşırı basitleştirdiler.

Van Tilburg, “Rapa Nui geçim modellerinin tüm bileşenlerini hesaba katmadan, kronolojiden bahsetmeden, sistemin sürdürülebilir olduğu veya olmadığı sonucuna varmak nasıl mümkün olabilir? Kaya bahçeciliği verilerini tek başına almak bile Lipo ve meslektaşlarının bu sonuca varmalarına yol açmıyor; çünkü sayının az olması, bunların hızlı büyüyen bir nüfusu yetersiz şekilde besleyen başarısız adaptasyonlar olduğunun kanıtı olabilir.” diyor.

Bununla birlikte yeni yayınlanan nüfus sayısı, Avrupalıların 1722’de Rapa Nui’ye ilk vardıklarında karşılaştıkları sayıya benziyor. Lipo, “Ancak Avrupalılar buranın nüfusu azalmış bir ada olduğunu varsayarken, arkeolojik olarak bulduğumuz şey, yaptıkları geçim stratejileri göz önüne alındığında adanın sürdürülebilir nüfus büyüklüğünün muhtemelen 3.000 civarında olduğu gerçeği” diyor.

“Bu şaşırtıcı ada, orada ne olduğunu anlamak için hâlâ pek çok yeni araştırmaya davetiye çıkarıyor.”

Live Science. 21 Haziran 2024.

Makale: Davis, D. S., Dinapoli, R., Pakarati, G., & Lipo, C. P. (2024). Island-wide characterization of agricultural production challenges the demographic collapse hypothesis for Rapa Nui (Easter Island). Science Advances.

 

Ne düşünüyorsun?

Yazar

Dinozor Fosilleri, Mitolojik Grifona İlham Vermiş Olabilir mi?

Yerliler, Avrupalılardan Önce Cam Boncuk Ticareti Yapıyordu