içinde

Balık Yağı Mı? Alg Yağı Mı?

Balık yağları bilindiği üzere Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olması nedeniyle canlı vücudunda birçok fayda sağlamaktadır. Kalp sağlığını koruması, beynin yaşlanma sürecini yavaşlatması, çocuklarda zeka gelişimini desteklemesi, öğrenme kapasitesini arttırması, kansere karşı koruyucu nitelik taşıması yapılan çalışmalarla netleşmiştir.

Balık Yağlarında  Risk: Ağır Metaller

Kirlenen dünyamızda deniz ve okyanuslardan elde ettiğimiz balık ve diğer su ürünleri; ağır metaller, mikroplastikler, klorlubifeniller gibi birçok kirleticiye karşı tehdit altındadır. Balık yağları da denizlerde uzun süre yaşayan; sardalye, somon, lüfer, ton balığı gibi iri balıklardan elde edilir. Bu balıklar diğer küçük balıklara kıyasla daha büyük kütleye ve uzun yaşama sahip oldukları için vücutlarındaki ağır metal miktarı daha fazladır. Balık yağı elde edilirken bu ağır metallerden arındırılamaz ve besin zinciri yoluyla insan bedeninde birikerek olumsuz etkilere yol açar.

Omega-3 yaşamsal faaliyetlerimiz için büyük bir öneme sahip iken ağır metallerde yaşamımız için ciddi anlamda risk faktörü durumundadır. Canlı vücudunda düşük derişimler de bile toksik etki gösteren ağır metaller; biyoakümülasyon ile dokularda birikmeye başlar. Yapılan çalışmalar ağır metallere maruz kalan insanların  birçok sağlık sorunları yaşadığını göstermiştir. Ruhsal ve nörolojik bozukluklara bağlı davranış bozuklukları, nörotransmitter madde üretimi ve fonksiyonunda düzensizlikler, bazı organların fonksiyonunu yitirmesi ve sakatlık bu ciddi problemlerdendir.

Alg Yağı

Algler su yaşamının en önemli üretici canlılarıdır ve besin zincirinin önemli bir parçasıdır.  Günümüzde; tarım, kozmetik, tıp, eczacılık ve endüstri gibi bir çok sektörde kullanılmaktadır. Basit yapılı, klorofil içeren yapıları vardır. Fotosentetik canlılar oldukları için besin maddesi üretirler ve depolayabilirler. Yağ asitleri bu ürünlerden biridir. Diğer besin maddeleri gibi yağ asitleri de bünyelerinde depolanır. Balıklar ve diğer su canlıları bu fitoplanktonlarla beslendikleri için depolanan bu maddeler besin zinciri yoluyla diğer canlılara aktarılmaktadır. Algler besin zincirinin ilk basamağında olmalarından dolayı birincil omega-3 kaynağı olarak kabul edilebilmektedir. Denizlerde balıklar gibi uzun süre yaşamazlar. Bu sebeple ağır metal ve toksik maddelerin biyoakümülasyonu gerçekleşmez. Netice itibariyle alglerden elde edilen yağ asitleri daha doğal, bitkisel, kokusuz ve ağır metal riski olmayan omega-3 kaynağıdır diyebiliriz.

Peki balıklar ve omega-3 hayatımızda bu kadar büyük öneme sahip iken ne yapmalıyız? Tabii ki omega-3 açısından zengin bitkisel besinler tüketmek bizim için bir alternatif olacaktır. Ancak balık ve deniz ürünlerini de sofralarımızdan uzaklaştırmak bir o kadar yanlıştır. Bu kapsamda daha küçük ve yüzeye daha yakın, temiz denizlerin balıklarını tercih etmek gerekir. Aynı zaman da balık yağına iyi bir alternatif olarak sunulan alg yağı da ilerleyen zamanlarda daha çok gündeme gelecek gibi görünüyor.

Kaynakça
  • www.egejfas.org
  • www.hurriyet.com.tr
  • t24.com.tr
  • dergipark.org.tr

Ne düşünüyorsun?

Yazar

Biyohibrit Robotlar

3D Baskı ile Kulak Zarı İmplantı